ENFEKSİYONLAR : Omurga enfeksiyonları spontan gelişebildiği gibi başka bir odağın sekonder yayılımı ile de oluşabilen omurga cerrahisinin oldukça geniş bir konusudur. Spesifik enfeksiyonları ise özellikle endüstrileşmiş ülkelerde pek yaygın değildir

Enfeksiyonlar

EnfeksiyonlarOmurga enfeksiyonları spontan gelişebildiği gibi başka bir odağın sekonder yayılımı ile de oluşabilen omurga cerrahisinin oldukça geniş bir konusudur. Spesifik enfeksiyonları ise özellikle endüstrileşmiş ülkelerde pek yaygın değildir.

Sigara kullanmak, obez olmak, yetersiz beslenme, hastalık ya da tedavi amaçlı immunsupresif durumda olmak, artrit, organ transplantasyonlusu olmak, ilaç alışkanlığı olmak, ürolojik instrumentasyon yapılması omurga enfeksiyonları açısından riskli hasta grubunu oluşturmaktadır. Piyojenik omurga osteomiyeliti ve tüberkülozu en yaygın omurga enfeksiyonlarını oluşturmaktadır. Enfeksiyon direkt spinal taravma, komsu doku enfeksiyonundan direkt yayım ya da uzak dokulardan kan yolu ile yayılarak gelebilmektedir. Tedavi edilmediği taktirde norolojik defisit, omurgada deformite ve ölüme neden olabilmektedir.

Hastalar değerlendirilirken hem kemik hemde nöral yapılar göz önünde tutulmalıdır. Hastaların çoğunluğu antibioterapi ya da antibioterapi ile birlikte cerrahi girişim ile tedavi edilebilmektedir. Cerrahi girişimler apse drenajı, anterior ya da anterior posterior kombine olabilmektedir. Anterior girişimlerde genellikle rezeke edilen enfekte kemik bölgesi otogreft ya da keyç uygulaması ile desteklenmektedir.

Gelecekte daha etkili antibiotikler ve yeni tedavi yöntemleri ile daha başarılı sonuçlar alınabilecektir.

Fıtıklar

FıtıkÇoğu kimse fıtığı ağır kaldırmanın bir neticesi olarak düşünür. Esasında fıtığın genel olarak belirli bir nedeni yoktur. Herhangi bir kimse hatta yeni doğmuş bir bebeğin bile fıtığı olabilir. Karın içi organlarımız ince bir kas örtüsüyle yerlerinde tutulurlar. Bu organlardan birinin herhangi bir kısmı bu kas örtüsünün zayıf bir yerinden dışarı çıkar ve fırlarsa veya bu kas duvarını yırtarsa fıtık oluşur.

Belirtileri

- Eğilirken veya bir şey kaldırırken rahatsızlık duymak;

- Kasıkta hassas bir kitle bulunması.

Karın bölgesini etkileyen üç tip fıtık vardır. Kasık (inguinal) uyluk (femoral) ve göbek (umblikal) fıtığı. Başka bir fıtık da hiatal fıtıktır. Bu da diyaframın yemek borusuna açılan deliğinden (midenin bir bölümünün) fırlamasıdır. Eğer sıkışan bağırsak parçasına kan gitmezse buna bağırsak düğümlenmesi denir.

Bel Fıtığı -Disk Kayması

Omurlar arasında, omurgaya esneklik sağ­lamak için bulunan disklerin yerinden oynamasına disk kayması denir. Diskler ortalarında nukleus pulposus de­nen yumuşak süngerimsi bir kısım ile onu çevreleyen halka şeklindeki sert bir bağ dokusundan (annulus fibrosus) oluşmuştur. Bu halka herhangi bir nedenle zayıflar veya yırtılırsa diskin ortasındaki yumuşak çekirdek dışarı kayıp omuriarın yanından geçmekte olan bir ya da birkaç spinal sinir köküne basınç yaparak şiddetli ağrılara neden olabilir. Sırt ağrılarının, siyatik denilen bacak ağrılarının en sık rastlanan nedenleri omurlar arası diskin kayması veya disk çekirdeğinin fıtık şeklinde dışarı çıkmasıdır. Buna disk hernisi de denir. Baskı altında kalan sinirlerde ağrı, reflekslerde azalma ve zamanla adalelerde atrofi gibi belirtiler meydana getir. Mryelografi denilen özel bir yöntemle yani omurilik kanalına kontrast madde enjekte edilerek çekilen röntgen filmi ile disk arızaları teşhis edilebilir. Tedavide sert yatakta yatarak dinlenmek esastır. Bazı disk kaymaları traksiyon denilen bir yöntemle, yani omurganın iki yönden çekilerek kayan diskin yerine girmesini sağlamakla tedavi edilebilir. Tedavi uzun sürer. Bazı vakalarda laminektomi ameliyatı ile omur kemiğinin bir bölümü çıkarılmakta ve dışarı kaymış disk çekirdeği alınmaktadır.

Kasıkta Görülen Fıtık

Erkeklerde fıtık ekseriyetle testise uzanan sperm kordonunun karından çıkıp skrotuma (torba) girdiği yerde belli olur. Bu geçitteki (halka) bağ dokusu (dış kasık bağı) zayıflarsa bağırsağın bir bölümü buradan dışarı çıkabilir ve kasık bölgesinde bir kitle oluşturur. Bu doğrudan (direkt) kasık fıtığıdır.

Karından çıkan bir bağırsak kitlesi sperm tüpünün yolunu izleyip skrotumdan (torba derisinden) içeri girerse buna dolaylı (endirekt) kasık fıtığı denilir. Bu fıtık çok sancılı olabilir ve skrotumu şişirebilir. Bu iki tür fıtık erkeklerde görülen her 5 fıtığın dördünü oluşturur. Kadınlarda kasık fıtığı az görülür ve karından mesaneye idrar yolu geçitleri saran dokularla bir araya geldiği yerde meydana gelir.

Uyluk Fıtığı

Özellikle şişman veya hamile kadınlarda görülür ve uyluğun üst kısmındadır. Ana kan damarlarını (uyluk arteri) bacağa taşıyan kanalda oluşur. Bu fıtık ekseriyetle kasıkta görülen fıtıktan biraz aşağıdadır. Uyluk fıtığının düğümlenmesi olasılığı diğer bütün fıtıklardan daha fazladır.

Göbek Çevresi Fıtığı (Paraumilical Hernia)

Bu tür fıtığa çok daha az rastlanır. Göbeği saran karın duvarındaki zayıflık nedeniyle göbekte bir kitle meydana çıkar. Bazı yeni doğmuş bebeklerde buna benzer bir problem görülür ve ona göbek fıtığı denir. Bu türde bağırsağın bir kısmı bir kısmı kanına dönmek yerine göbek kordonunda kalmıştır.

Kesi Yeri Fıtıtı (Incisional Hernia)

Cerrahi bin müdahaleden sonra gerektiği gibi eski halini almayan bir karın duvarı fıtık yapabilir. Bu tip fıtıklar genellikle az problem yaratır. Fakat bağırsakların bir bölümü fıtıktan dışarı çıkıp rahatsızlık verebilir.

Baskı yapılarak karın duvarından geri (içeri) itilemeyen fıtıkların sıkışmış ve düğümlenmiş olması mümkündür.

Tedavi edilmezse düğümlenmiş ve sıkışmış olan kısım dolaşan taze kandan oksijen alamaz. Neticede kangren olur. Bu da hayatı tehliye atan ve derhal ameliyat gerektiren bir durumdur.

Bel Kayması

Bel KaymasıOmurganın başlıca iki kısmı vardır. Omur gövdesi ( vertebral korpus ) ve arka elemanlar. Arka elemanlar omur korpusunun arka tarafında bir kanal oluşturur. Bu kanallar birleşerek omurilik kanalını (spinal kanal ) oluşturur. Ayrıca arka elemanlar alttaki ve üsteki omurlarla da faset eklemler adı verilen eklemlerle bağlantı kurarlar. Omur gövdeleri arasında diskler vardır. Bu yapı omurganın esnekliliğini sağlar.

Bazen doğuştan yada sonradan olma sebeplerle omurganın arka tarafını gövdeye bağlayan kısımlarda (pedikül ) bir defekt olur. Bu defekte spondilolizis adı verilir. Spondiloliz sonucunda omurlara uygulanan kuvvetler üstteki omurun alttaki omur üzerinde öne doğru kaymasına sebep olur. Bu olaya spondilolistezis ( omur kayması ) adı verilir.

Spondiloliz ve spondilolistezis toplumun % 5-6 sında görülür. En çok belin en alt iki omurunda görülür. Çünkü bu bölge en fazla makaslama kuvvetine maruz kalan bölgedir.

Hastaların bir kısmında hiçbir şikayet ve belirti yoktur. Büyük çoğunluğunda belde ağrı, bacaklarda uyuşma, karıncalanma gibi diğer benzeri sebeplerle aynı şekilde ağrı ve şikayetlere yol açar.

Dar kanal

Dar kanal hastalığı, bel fıtığına benzer bulgular verse de farklı özellikleri vardır.

Dar kanal, omurgayı oluşturan omur kemiklerinin ortasında yer alan omurilik kanalının ön-arka veya sağ-sol çaplarının daralarak, yukardan aşağı içinden geçen omuriliği bazı seviyelerde boğmasıdır. Omurilik kanalının yanlarında her seviyede birer çift sinir kökü kanalı yer alır. Dar kanal bazen de bu ince kemik kanallarının daralarak, sinir köklerini içinden geçtiği sırada gelişir

Dar kanal ameliyatı nasıl yapılır?

Dar kanal ameliyatında genellikle arkadan omuriliğe basıp onu sıkıştıran kemik yapılar çıkartılır. Yanlarda sinir köklerine basan ve yan olukları daraltan kemik uzantılar traşlanır. Fazla kemik aldığımız için taşıma gücü düşen ve hatta kayma tehlikesi taşıyan omurga platin denen (aslında titanyum) metal vida ve rodlarla desteklenmelidir. Bu metaller takıldıktan sonra vücudun kendi kemik yapısı gibi davranacak ve hasta bunların varlıklarını hissetmeyecektir. Titanyumun vücutta alerji yapma riski nerdeyse yok denecek kadar azdır. Birkaç ay içinde omurganın kendisi birbirine kaynayacağından metallere binen yük azalacaktır. Bu metaller MR filmi almaya kesinlikle uygundur.

Ameliyat edilmezse ne olur?

Dar kanal hastaları en az bel fıtıklı hastalar kadar, hatta onlardan daha fazla teşhis ve tedavide önem taşırlar. Çünkü bu hastalar ya bel fıtığı tanısı almış ve tedavileri ileri yaşları nedeni ile rafa kaldırılmış hastalardır ya da ameliyatta platin takmayı gerektirdikleri için korkutucu ve riskli hastalık grubunda kabul edilip bilerek ihmale uğramışlardır. Oysa dar kanal zamanında tedavi edilmezse sonuçları itibariyle hastayı geri dönüşü çok zor bir nörolojik tablo içine sokar. Yayınlar bulguları yerleşmiş ve felç başlamış bir yıllık vakaların ameliyatlarının taze vakalar kadar iyi sonuç vermeyeceğini, hatta iki yıllık vakaların ameliyatının ise nerdeyse boşuna olduğunu bildirse de elde ettiğimiz ameliyat sonuçlarına göre bu hastalar kaçıncı yılda olurlarsa olsunlar mutlak ameliyat edilmelidirler. Ameliyat aşamasına gelen hastanın, özellikle ayağında felç başlamış hastanın başka yöntemlerle kesinlikle oyalanmaması gerekmektedir.

Dar kanal hastalığının, bel fıtığından farkları nelerdir?

Dar kanal bel fıtığına benzer bulgular verse de farklı özellikleri vardır. Dar kanal hastaları hafif öne eğik yürürler. Hasta uzun süre ayakta kaldığında ya da yürümeye başladığında bacaklarının tekine ya da genellikle her ikisine birden sadece ağrı ya da sadece uyuşma ya da sadece kuvvetsizlik ya da bunlardan birkaçı bir arada gelir. Oturmak ya da bir süre dinlenmek zorunda kalır. Daha sonra yürümeye devam eder. Zamanla sorunsuz gidebildiği yürüme mesafesi kısalır. Yürüme mesafesi birkaç adıma inenler veya tamamen yatağa bağımlı kalan hastalar vardır. Bu aşamada yapılan ameliyat yürüme mesafesi henüz fazla kısalmamış olana göre daha az yüz güldürür.

Kötü sonuçlar doğurabilir mi?

Dar kanal hastalığı, bel fıtığını hatırlatsa da farklı özellikler gösteriyor. Eğer zamanında tedavi edilmezse yatağa bağlayacak kadar kötü sonuçlar doğurabilir.

Ameliyatın riski nedir? Robot denen yönteme gerek var mı?

Son zamandan yapılan bazı haberlerde vidaların körlemesine gönderildiği, bu nedenle felçlerin oluşabileceği ve bunu önlemek için yeni geliştirilmiş robot denen görüntüleme yönteminin nerdeyse şart olduğu gibi ifadeler kullanılmıştır. Vidalar bugüne kadar ne dünyada, ne de Türkiye`de, spinal instrumantasyon yapılan merkezlerinde asla ve asla körlemesine gönderilmemiştir. Daima skopi denen görüntüleme yöntemi ile vida yönlendirilmesi sağlıklı bir şekilde uygulanmıştır ve halen de uygulanmaktadır. Bu cihaz hemen hemen her hastanede bulunmaktadır. İşinin ehli ve yıllarını vida uygulamakla geçirmiş tecrübeli hekimler neredeyse skopiye bile gerek kalmadan doğru vida uygulaması yapmaktadır. Bu işlemde robot gibi kompüterize cihazlara da gerek olmamaktadır.

Kırıklar

KırıklarOmurgadaki herhangi bir kemiğin kırılma­sı, çok önemli sonuçlar doğurur. Çünkü omurga hem vücudun temel direğidir, hem de beyin ile vücut arasındaki iletişimi sağ­layan bir organ yani omuriliği koruyan bir organdır. W. Konrad Röntgen’ in,  X ışınlarını buluşun­dan önce, omurga kemiğinde kırık olup ol­madığı, vücudun bir ya da birden fazla ye­rinde görülen felçler ile anlaşılırdı. Günü­müzde röntgen filmi doktorların, daha doğ­ru ve kesin teşhis koymalarına ve bu tür kırıkların tedavilerinde daha başarılı olma­larına olanak sağlamaktadır. Omurga kemiklerinin kırılma nedeni genel­likle çok ağır bir travmadır. Omurga, sağ­lam yapıda olduğundan ve onu saran fibröz dokularla çok iyi korunduğundan, kı­rılması ancak çok şiddetli darbelere bağ­lıdır. Otomobil kazalarında, düşmelerde, çok ağır bir yükü oynatmaya ya da kaldır­maya çalışırken ya da ani atlama ve sıç­ramalar sırasında omurgada incinmeler o labilir. En tehlikeli kırılmalar, sırtın yuka­rısında, boyun bölgesinde olanlardır. Çün­kü bu bölgeden, vücudun alt tarafından gelen sinirler de geçmektedir ve bu sinir­ler vücudun butun kısımlarını da etkile­mektedir. En önemli hasar, omuriliğin ezil­mesine ve kanamasına yol açan kırıklar sonucu olmaktadır. Bazen omurga kemik­leri, kırık olmadıkları halde birbirlerinden ayrılmakta ve omurilik bu durumdan sanki kırılma olmuş gibi etkilenmektedir. Tehli­keli omurga kırıkları hastayı şok durumu­na sokabilir. Omurga kırıklarında veya zedelenmelerin­de nörolog denilen uzman doktorların te­davisi şarttır. Önce bütün kemiklerin rönt­genlerinin alınması önerilir. Kırılan kemikleri eski haline getirmek gi­bi en önemli tedaviyi bu konuda uzman­laşmış bir operatör ya da ortopedist yapmalıdır. Kırık iyileşirken ve kaynaşırken kemiklerin asıl yerlerinde durmalarını sağ­lamak için vücudu alçıya almak gereke­bilir. Boşaltım sistemiyle ilgili sinirlerde ze­delenme olması halinde, barsak ve idrar faaliyetleri bozulabilir. İdrarı boşaltmak için mesaneye sonda koymalıdır. Eğer boyun kemiğinde kırık olma ihtimali varsa, hasta mümkün olduğu kadar az oynatılmalı ve hemen doktor çağrılmalıdır. Yaralı, bir sedye üzerine yerleştirilerek doktor nezaretinde kıpırdatılmadan hasta­neye götürülmelidir. Kırık bölgesinden aşağısının duyarlılığının yok olması ve idrar ile barsak faaliyetlerinin kaybolması, omu­riliğin ağır yaralandığının veya kesildiğinin işaretidir.

Adres:

Caddebostan Mah. Bağdat Cad. Kırmızı Köşk Apt. No:239 Daire :7 Göztepe / İstanbul

İletişim

Tel : 0216 360 38 66 Fax: 0 216 360 38 52

Çalışma Saatleri:

(Hafta içi) Sabah 10.00 Akşam 17.00 Randevu: 0216 360 38 66