BOYUN - SIRT - BEL FITIĞI : Boyun bölgesi ağrıları, bel ağrılarından sonra en sık karşılaşılan kas iskelet sistemi rahatsızlığı. Boyun ağrılarının görülme sıklığının yüzde 5-10 dolayında olduğu tahmin ediliyor.

Boyun Sırt ve Bel Fıtığı

Boyun Sırt ve Bel FıtığıBoyun Fıtığı

Boyun bölgesi ağrıları, bel ağrılarından sonra en sık karşılaşılan kas iskelet sistemi rahatsızlığı. Boyun ağrılarının görülme sıklığının yüzde 5-10 dolayında olduğu tahmin ediliyor.

Aslında sanıldığının aksine boyun fıtıkları boyun ağrılarının en sık karşılaşılan nedeni değil. Boyun bölgesi ağrılarının ancak yüzde 10- 20 kadarı boyun fıtığı kaynaklı. Fıtık ağrısı diğer ağrılara göre şiddetli olduğundan böyle yanlış bir kanı yerleşmiş. En sık karşılaştığımız boyun ağrısı nedeni myofasial ağrı sendromu olarak adlandırdığımız kas gerilme ağrıları. Bunu 50 yaşından sonra ortaya çıkan omurga kireçlenmesine bağlı ağrılar izliyor.

Boyun fıtığı dışında en sık karşılaştığımız myofasial ağrılar, boynun uygunsuz pozisyonda aşırı kullanılmasına bağlı olarak kas gerilmelerinden kaynaklanır. Tipik olarak bilgisayar kullanımı, başın uzun süre öne eğilerek yapılan ofis çalışmaları, uzun süreli telefon konuşmaları en sık karşılaştığımız myofasial ağrı sebepleri. Ayrıca aşırı stres, gerilim ve depresyonda bu tip kas gerilmesi ağrılarının ortaya çıkmasını kolaylaştırıp tedavisini güçleştiriyor.

Boyun fıtıklarında bel fıtıklarından farklı olarak ağır taşımanın ve mesleğin etkisi belirgin değil. Alışkanlıklara bağlı duruş bozuklukları ve özellikle uygun olmayan yatak ve yastıklarda yatış en sık karşılaştığımız sebepler arasında. Fıtık dışında kalan ağrılar ise bilgisayarla uzun süreli çalışan ve ofis ortamlarında çalışanlarda sık görülmektedir.

Boyun ağrısından korunmak için ofis çalışanları ergonomiye dikkat etmeli. Özellikle monitor göz hizasının hafif altında olmalıdır. Uzun süre baş eğik pozisyonda çalışılmamalı. Eğer bu tip aktiviteden kaçınmak mümkün değilse saatte bir ara verilip, boyun kaslarına düzenli germe egzersizleri yapılmalı. Özelikle yaygın bir alışkanlık olarak karşılaştığımız televizyon karşısında, kanepe ve koltukta uygunsuz baş pozisyonu ile televizyon seyretmek ve uyumaktan kaçınılmalı. Geceleri yastıksız ya da çok yüksek yastıkta yatılmamalı. Mümkünse ortopedik yastık kullanılmalı. Özellikle bayanlar ıslak saçla yatmamalı. Boyun ağrısı çeken hastalar oyalanmadan öncelikle bir fizik tedavi rehabilitasyon uzmanına başvurmalı ve onun tavsiyeleri doğrultusunda hareket etmeliler.

Sırt Ağrıları

Vücuda destek olan sırtı önemsememek hiç doğru değil. Sırt ağrıları milyonlarca insanın ortak sorunu. Özellikle gelişmiş ülkelerde sırt sorunları önemli bir probleme dönüştü. Bunun için sırt sağlığına özen göstermeliyiz.

Eğer düzgün durmayı ilke edinirseniz sırt ağrılarınızın azaldığını göreceksiniz. Bir süre sonra da hiçbir şikayetiniz kalmayacak. Otururken öne doğru eğilmemeye dikkat edin. Omuzlarınız öne doğru gelmesin. Sürekli olarak omuzlarınızı geri itin ve midenizi içinize çekin. Böylece vücudun ağırlığını eşit olarak çeşitli bölgelere dağıtmış olursunuz. Sakın bacak bacak üstüne atarak oturmayın. Bu alışkanlık kan dolaşımını zorlaştırır. Eğileceğiniz zaman sırtınızı öne eğmeyin. Dizlerinizi kırarak diz çökün. Böylece sırtınıza fazla yük binmesini önlersiniz. Alışverişten dönerken, yükü bir elinizde taşımayın. İki ayrı çanta ya da torbaya eşit miktarda malzeme koyun ve öyle taşıyın. Sırtınız ve omuzlarınız arasında denge kurulmasını sağlamakla, sırt ağrısı çekmekten kurtulursunuz.

Boyun ve bele göre sırttaki omurlar daha az hareketlidir. Bu nedenle büyüme çağında kan dolaşım problemlerine ait omur düzeyindeki gelişim hastalıkları en çok sırtta görülür. Büyüme çağında kas, eklem uyumsuzluğu yaşayan çocukların sırtlarında ortaya çıkan kifoz adı verilen yuvarlılık, kamburlaşma sırt ağrısına neden olabiliyor. Hastalığın habercisi olabileceği gibi bu dönemde öne doğru eğilmelerden de kaynaklanabilir. Skolyoz, çocukluk ve genç erişkinlik dönemlerinde omurganın üç boyutta eğrilmesi sırt ağrısıyla kendini belli edebilir. Bu sırt ağrıları hareketle artan dinlenmeyle geçen özelliktedir.

Bel Fıtığı

Omurganın bel kısmı beş adet omur ve diskten oluşur. Burası vücut ağırlığını en fazla taşıyan yerdir. Herhangi bir zorlanmayla ortasında çekirdek ve bunu koruyan kapsülden oluşan disk yırtılır. Çekirdek doku arkaya, kanala doğru fıtıklaşırsa sinirlere baskı yapar ve bel fıtığı oluşur.

Bel ağrıları son derece yaygın sağlık sorunlarından biridir. Baş ağrılarından sonra en fazla görülen ağrılar arasında yer alan bel ağrıları insanların yüzde 85 inde yaşamlarının bir döneminde ortaya çıkar. Bel ağrıları bel fıtığının yanı sıra, karın iç organlarındaki rahatsızlıklar, jinekolojik sorunlar, bazı enfeksiyon hastalıkları, romatizmal hastalıklar gibi nedenlerin yanında omurganın bel bölgesindeki bazı sorunlardan da ortaya çıkabilir.

En önemli bel ağrısı nedeni olan bel fıtığını tanımlamak için öncelikle omurganın yapısının ve görevlerinin bilinmesi gerekmektedir. Baştan kalçaya kadar uzanan omurganın, omur denen kemikler ve bunları birbirine bağlayan disklerden oluşmaktadır.

Diskler esnek bir yapıya sahip kıkırdak dokudan oluşur. Omurga insan vücudunu ayakta tutarak vücudun yükünü taşır. Gövdenin her yöne hareketini sağlar. İçindeki kanal yapısıyla omuriliği korur. Omurganın bel kısmı beş adet omur ve diskten oluşur. Vücut ağırlığını en çok taşıyan burasıdır. Dolayısıyla buradaki diskler daha kolay yıpranır. Disk ortada çekirdek ve bunu koruyan kapsülden oluşur. Herhangi bir zorlanmayla koruyucu kısım yırtılıp çekirdek arkaya kanala doğru fıtıklaşırsa buradan bacaklara giden sinirlere basarak bu sinirlerin çalışmasını engeller ve sonuçta belde ve bacakta ağrı, uyuşukluk, kuvvetsizlik oluşabilir; işte buna bel fıtığı denir.

Bacak Ağrıları

Bacak AğrılarıYorgunluk, egzersiz yetersizliği ya da romatizma olduğu sanılan bacak ağrılar, atardamarlardaki tıkanıklıktan kaynaklanabilir. İhmal edildiğinde ayağın kesilmesi bile söz konusu olabilir.

Bacaklarımıza kan atardamarlar aracılığıyla gelir. Bacak atardamarları bacağın üst kısmından ayaklara doğru iner. Dokular, bu atardamardan ihtiyaç duydukları oksijen ve besin maddelerini alırlar. Atardamarlardaki hastalıklar sonucu ise kan akımı tıkanma nedeniyle azalır ya da kesintiye uğrar. Bu hastalık 50 yaşından sonra genellikle damar sertliğine bağlıyken, daha öncesinde sigara içmeyle ilgilidir.

Kan akımı azalmasının ilk belirtisinin yürüyüş sırasında olan ve dinlenmekle geçen bacak ağrıları olduğu belirtilmiştir. Ağrı, atardamarlardaki tıkanıklık derecesiyle orantılıdır. Bacak damarlarındaki tıkanıklık çok ciddi değilse ağrı yürüyüş sırasında olur, dinlenince geçer. Çünkü atardamarlardaki darlık nedeniyle bacaklara gelen kan, bacak beslenmesine yeterken, yürüyüş sırasında yetmemeye başlar.

Ayrıca hastalar zamanında tedavi edilmezlerse, ağrıları sürekli olmaya, ağrı kesicilere cevap vermemeye ve yüzde 5 ile 7 oranında, ayaklarda belli bir seviyeden kesilmeye yol açar. Bacaklarında yürürken ya da istirahatta ağrı, solukluk, soğukluk, iyileşmeyen yaralar olanların öncelikle bacak atardamarlarında bir problem olup olmadığını araştırması gerekir.

Kadınlarda;

Varisleri olan bir hastanın şikayetlerini şu şekilde sıralamak mümkündür: Ayaklarda ağırlık hissi veya duygusu, genişleyen damarların üzerinde ve periyodik ağrılar, tüm bacakta gizli olan ağrılar, ayakta dururken veya ayakları sarkıtarak oturma pozisyonunda artar. Bacakta yanma ve kan akımında yavaşlama vardır. Akşama doğru ayaklarda şişme olur. Diz altındaki kaslarda kramplar olur ve daha çok gece rastlanır. Ayrıca büyük varislerin çirkin görünmesine bağlı olarak meydana gelen psikolojik bozukluklar gözlenebilir.

Omuz ve Kol Ağrıları

Omuz Ağrısı:

Omuz bölgesinde tekrarlayan travma, kolun devamlı ya da tekrarlı olarak omuz seviyesinde veya üzerinde kullanılması sonucu görülen belirli açılarda ağrıyla karakterize rahatsızlıktır.

Omuz eklemi sığ bir yapıdadır ve eklemin stabilitesinde daha çok kas dokusu dinamik olarak görev alır. Bu dinamik yapıda ki bir bozukluk omuz eklemine daha fazla yük binmesine sebep olur, böylece omuz ekleminde zaman içinde deformasyon ortaya çıkarır.

Sebepleri arasında;

* Anatomik: omuz yapısında ki doğuştan meydana gelen yapısal farklılıklar.

* Dejeneratif: yaşlanma, kireçlenme, yumuşak dokuda ki kalınlaşmalar.

* Travma: aşırı kullanma, ağır kaldırma, zorlama, tekrarlı hareketler, kazalara maruz kalma.

* Dolaşım problemleri

* Kas kuvvetlerinde ki dengesizlikler olabilir.

Sınıflandırılmasında daha çok neler yaptığı sınıflandırma kullanılır:

1. Evre: 25 yaş ve altıda görülen aşırı kullanım sonucu meydana gelmiştir. İstirahat ve aktivitelerin azaltılması iyi sonuç verir. aktivitelerde minimal ağrı vardır. Hareketlerde kısıtlanma ve kaslarda zayıflık yoktur.

2. Evre: 25-40 yaşlarında 1.evrenin ilerlemiş halidir. Artan tarzda ağrılar oluşur. Günlük yaşamı ileri derecede etkiler. belirgin ağrı olur ve ağrıya bağlı olarak kişi kolunu hareket ettirmekten kaçınır.

3.Evre: 40 yaş ve üstünde görülür, 40 yaşın altında nadirdir. Uzun süreli omuz ağrısı mevcuttur kemik problemleri, kas yırtıkları, ileri zayıflık, hareket kısıtlılığı vardır.

Genelde evre

1 kendiliğinden geçer. Evre 2 ve 3 ün Fizik tedaviye cevabı 6 hafta ile 3 ay sürebilir. Erken dönemde doktora baş vurulup tanısı konulduktan sonra Fizyoterapist tarafından değerlendirilip tedaviye alınması iyi ve kısa sürede cevap alınmasını sağlar. Geçmeyen olgularda cerrahi müdahale gündeme gelebilir.

Bel ağrıları

Bel AğrılarıHareketlerimizi sınırlayan ve günlük yaşantımızı olumsuz yönde etkileyen tüm romatizmal yakınmaların üçte birini bel ağrıları oluşturur. Yanlış egzersizler, hareketsizlik, zayıf kaslar, aşırı yorgunluk, anksiyete ve ŞİŞMANLIK bel ağrılarının sebepleridir.Yaşamında bel ağrısı sorunu olmayan hemen hemen yok gibidir. Bel ağrısı bir hastalık değil bir belirtidir.

Çeşitli yaş gruplarında farklı nedenler bağlı olarak gelişir. Bel ağrısı , hem kadınlarda hem erkeklerde herhangi bir yaşta gelişebilmekle birlikte en sık olarak 35- 55 yaşlar arasında ve kadınlarda daha fazla görülmektedir.

Nedenleri

Bel ağrıları ya omurga kaynaklı yada omurga dışı nedenlerle ortaya çıkar. Omurga nedenli olanlar %90 sıklıkta iken bel fıtığı gibi omurga arasındaki diskin sorunlarına bağlı olan bel ağrıları ise omurgasal sebepler içinde ancak % 10′ u bulunmaktadır. Şimdi bunları ayrıntılarıyla inceleyelim.

Omurga Kaynaklı Bel Ağrıları

Bel omurlarını tutan romatizmal hastalılar, brusella, tüberküloz gibi enfeksiyonlar çeşitli tümörler bel ağrısı nedenleridir. Bel fıtığı, bel kayması, omurga kanalı darlığı gibi nedenlerle omurlar arasındaki disklerin sinir köklerine baskı yapması ağrıya yol açar. Bel omurgası çevresindeki adalelerde yine çeşitli nedenlerle ağrı meydana gelmektedir. Omurgada doğumsal anormallikler, duruş bozuklukları, bacak kısalıkları ve bel bölgesini içine alan düşme ve çarpmalar bel ağrısı doğurur. Omurlarda osteoporoz ve omurgamızın faset eklemlerindeki yıpranmalar sonucu belde ağrılar ortaya çıkabilir.

Omurga Dışı Bel Ağrıları

Kadın hastalıkları, mide ülseri, aort anebrizması, böbrek taşı, prostatit, safra kesesi taşı ve pankreatit gibi hastalıklarda bele yansıyan ağrılar olabilir.

Baş Ağrısı

Baş AğrılarıYeni başlamış her baş ağrısı hekim tarafından mutlaka dikkatle değerlendirilmesi gereken bir semptomdur.

Baş ağrısı toplumda sık olarak görülen bir şikayettir. Hayatının herhangi bir döneminde baş ağrısı çekmeyen insan yoktur. Baş ağrıları, çok çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan önemli bir rahatsızlık grubudur. Baş ağrısı kendi başına bir hastalık olabildiği gibi (migren), başka hastalıkların öncü belirtisi de olabilir (kanama veya tümör ağrıları gibi). Bu nedenle, baş ağrılarında doğru ve etkili ayırıcı tanı çok önemlidir. Merkezimize başvuran hastalar yukarıda ifade edilen yaklaşımlar çerçevesinde değerlendirilmekte, tanı ve tedavi çalışmaları yapılmaktadır

Baş ağrılarının birçok çeşidi vardır. Bunların birbirinden farkları muayene edilerek bulunabilir. Baş ağrılarını 12 ana başlık altında gruplayabiliriz.

1- Migren

2- Gerilim baş ağrısı

3- Küme (Cluster) baş ağrısı

4- Kafa travmalarına bağlı baş ağrıları

5- Damarsal kökenli baş ağrıları

7- Yapısal lezyon olmayan baş ağrıları

8- Bazı ilaçların kullanılması ile oluşan baş ağrıları

6- Damarsal olmayan ancak diğer beyin içi hastalıklara bağlı baş ağrıları

9- Bazı metabolic hastalıklar esnasında oluşan baş ağrıları

10- Boyundan kaynaklanan ağrıları

11- Göz, kulak, paranasal sinüs sinüsler (Sinüzit), diş ,yüz kökenli ağrılar

12- Kranial sinir nevraljileri

13- Sistemik enfeksiyonlardagörülen baş ağrıları

En sık rastlananı boyundan kaynaklanan baş ağrılarıdır. Ağrı çok aşırı şiddetli değilse de sürekli olarak vardır. Enseden başlar ve tüm başı sarar. Genellikle baş dönmesi, unutkanlık, yorgunluk, halsizlik ve kulak çınlaması gibi bulgular eşlik eder. Birlikte sırt ağrısının da bulunması sıktır.

Migren tipi baş ağrısı ;

ise ağrı nöbetler şeklinde gelir. 3-4-haftada bir 24 ila 72 saat süren çok şiddetli ağrılar oluşur. Nöbetler dışında hasta rahattır. Toplumda % 5-10 oranında görülür. Kadınlarda daha sıktır. Sebebi tam olarak bilinemiyor. Beyindeki sinirlerin, damarların beyindeki biyokimyasal maddelerin ve bazı çevresel etkenlerin migrende rol oynadığını biliyoruz. Nöbetler halinde görülür. Genellikle tek taraflıdır (Yarım baş ağrısı). Bulantı,kusma,ışıktan ve sesten rahatsız olma gibi bulgularla birlikte seyreder. Genellikle ilk şikayetler 20 yaş altında görülmeye başlar. 40 yaşından sonra başlaması nadirdir. % 60-80 vakada genetik geçiş mevcuttur. Yani anne,baba veya 1.derecede yakın akrabalarında migren hastalığı şikayeti mevcuttur. Migren; beyin damarlarının bilinmeyen bir nedenle önce daralması (Vazokonstrüksiyon) sonra da genişlemesi (Vazodilatasyon) sonucu meydana gelir ve zonklayıcı tarzda bir baş ağrısı meydana getirir. Hava değişimleri alkol, kırmızı şarap, çikolata, uzun süreli açlık, az ya da uzun süreli uyku, parlak ışıklar migren atağını başlatabilir.

Gerilim baş ağrısı ;

boyun, yüz ve saçlı derideki kasların kasılması sonucu oluşur. Kasların kasılmasına neden olan nedir, tam olarak bilinemiyor. Genellikle enseden başlar ve alına doğru yayılma gösterir. Bulantı, kusma, sesten ve ışıktan rahatsız olma genellikle yoktur. (Bunlar daha ziyade migren türü baş ağrılarında görülür). 20 yaş üzerinde görülür.Kadınlarda erkeklere oranla bariz bir şekilde sık görülür. Stres, gerginlik, depresyon, kötü duruş-oturuş, boyun eklemleri kökenli sorunlar, çene eklemi hastalıkları sebep olabileceği gibi beyindeki bazı biyokimyasal değişiklikler de bu ağrıya zemin hazırlar. Aşırı kahve tüketimi, diş sıkma, gıcırdatma, uyku apne sendromu, uykusuzluk ya da depresyona bağlı olarak da baş ağrısı başlayabilir. Tedavisinde psikotedavi yararlı olur.Ağrı kesiciler ve antidepresan ilaçlar kullanılır.

Küme (Cluster) baş ağrısı ;

Bazı özellikleri ile migrene benzer. Ancak farklı yönleri vardır.Ağrı daha kısa sürer. Şiddetli, göz etrafında lokalize, rahatsız edici,can sıkıcı durum veya zonklayıcı ağrı olarak ifade edilir. Süresi 15-90 dakika kadardır.Bir veya iki ayda bir demetler halinde tekrarlar. Ataklar arasındaki süreler değişkendir. Ağrı sırasında gözde yanma, kızarıklık sulanma olur.Burundan akıntı olabilir. Ağrılar daha çok periyodlar halinde gelir. Kriz dönemi birkaç hafta sürer sonra geçer. Bir süre sonra yine tekrarlar. Genellikle aynı mevsimlerde tekrarlama eğilimi gösterir. Tedavisinde kullanılan birçok ilaç vardır.

Damarsal kökenli baş ağrıları ;

Şiddetli başağrısına yol açar. Ancak bu hastalıklarda da başağrısı ile birlikte olan başka belirtler olduğu gibi muayenede de bazı bulgular saptanır. Özellikle akut şiddetli başağrısı olarak bilinen kişinin hayatında ilk kez olan veya kişi tarafından hayatımın en kötü başağrısı olarak tanımlanan ve bir kaç saat veya 1-2 günden beri mevcut olan şiddetli ağrılar önemli olabilir. Tansiyonun ani ve çok yükselmesi başağrısına sebep olablilir. Özellikle diastolik [küçük tansiyonn) belli bir seviyenin üstüne aniden çıkması başağrısına yol açabilir. Böyle durumlarda mutlaka doktora başvurmak uygun olur,

Bazı ilaçların kullanılması ile oluşan baş ağrıları ;

Şiddet, yerleşim ve karakter açısından çeşitlilikler gösteren ağrı kesicilere bağlı kronik baş ağrısı, fiziksel aktivite ile artma eğilimindedir ve zaman zaman gerilim tipi baş ağrısını veya migreni taklit edebilir. Hastalar sıklıkla uyku bozukluklarından yakınır. Erken saatte baş ağrısı ile uyandıklarını ve ağrı kesiciye başvurduklarını belirtirler. Ağrı kesicilere karşı gelişen tolerans, alınan ilaç dozunda ve alım sıklığında artışa neden olur.Ağrının şiddetinin artacağı korkusu, hastayı genellikle henüz hafifken ağrı kesici almaya yöneltir.

Beyindeki bir rahatsızlıktan (tümör, kanama vs.) oluşan ağrılar ;

Aniden başlayan çok şiddetli ilaca cevap vermeyen ağrılardır. Genellikle sara nöbetleri veya vücudun bir yarısında hissizlik, güçsüzlük gibi belirtiler de eşlik eder.

Göz, kulak, paranasal sinüs sinüsler (Sinüzit), diş, yüz kökenli ağrıları ;

Göz ağrısı; çoğunlukla astigmat, hipermetrop, miyop olan kişilerin kendilerine bu hastalıkları konduramadıkları için gözlük kullanmamalarından ileri gelir. Ayrıca alınan bir gözlüğü 3-4 sene boyunca değiştirmeden kullanmak, değişmiş olan göz numarasını artık düzeltemeyeceği için şakaklarınıza vuran ağrı nedeni olabilir. Nadiren akut glokom krizi adını verdiğimiz ani göz içi basıncı yükselmelerinde bulanık görme, mide bulantısı ile beraber şiddetli göz ve baş ağrısı görülebilir. Göz ağrıları ile en sık karışanlar sinüzit ağrılarıdır. Genelde göz yuvasının üstünde bulunan frontal sinüs ile göz yuvasının tam altında bulunan maksiller sinüs iltihaplarında ortaya çıkan ağrının odağı her iki sinüsün tam ortasında bulunan ve hiç kabahati olmayan göz sanılır. Sinüzit baş ağrısı; Soğuk algınlığı sırasında veya burun örtüsü şiştiği ve burnun aktığı zamanda veya burun sümükle dolu olduğunda yüzde, yanaklarda, alında veya göz çevresinde ortaya çıkan baş ağrısı türüdür. Sinüs enfeksiyonu buna neden olur. Bir başka tür sinüs baş ağrısı ise uçak inmek üzere alçaldığı zaman ortaya çıkar. Bu özellikle soğuk algınlığınız veya aktif allerjiniz varsa belirgin olur (buna “Vakum Baş Ağrısı” denilir). Maalesef sinüs baş ağrısıyla karıştırılabilecek birçok başka neden vardır. Örnek olarak migren ve diğer damar kaynaklı baş ağrıları veya gerginlik baş ağrısı hem alın ve göz çevresinde ağrı oluşturması hem de burun akıntısına da neden olabilmelerinden dolayı sinüzit ile karıştırabilirler. Kranial-sinir nevraljileri; bıçak gibi saplanan yüz ağrısı olarak tanımlanır. Saniyelerden saatlere kadar sürebilir.Yaşam boyu tekrarlar.

Adres:

Caddebostan Mah. Bağdat Cad. Kırmızı Köşk Apt. No:239 Daire :7 Göztepe / İstanbul

İletişim

Tel : 0216 360 38 66 Fax: 0 216 360 38 52

Çalışma Saatleri:

(Hafta içi) Sabah 10.00 Akşam 17.00 Randevu: 0216 360 38 66